MAÇ PROGRAMI
Maç Programı:
Anadolu Efes – Banvit
21 Mayıs 2012 Pazartesi / 19:00
İstanbul, Sinan Erdem Spor Salonu
önceki maçlar >
Pozisyon: Guard
Boy: 1.92 mt
Kulübü: Anadolu Efes
Güler Legacy: Spor Programları için tıklayınız.
Babam Necati Güler’in Spor Hayatı – 1
8
Yazar:
Sinan Güler
Tarih:
20/08/2010
Kategori:
Share

10 Aralık 1956 senesinin karlı bir kış sabahı Kayseri’de Sümerbank fabrikasının hastanesinde dünyaya göz açmışım. Rahmetli Babam’ın futbolla olan yakın ilgisi sebebiyle,  kendimi bildim bileli futbolun içindeydim. Rahmetli Babam Ankara’da Ulubatlı Hasan İlkokulu’nun 4. sınıfının bir bahar pazarı, beni elimden tutup, Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’na,  Kolej-İ.T.Ü. basketbol maçına götürdü. Ancak, biletler bittiğinden ve salon ağzına kadar tıklım, tıklım dolu olduğundan, eve geri döndük. Çok üzüldüğümü fark edince, bana bir basketbol topu aldı. Çin yapımı, Bulgar markası ETTAR marka topum, basketbolla ilk temasımdı. Mahallede, yani Emek Mahallesi’nde 8. Cadde’nin 68. Sokak ile kesiştiği noktada, şimdi bir benzin istasyonu olan, Eğri Sahamız vardı. Bu saha bütün futbol maharetimizi gösterdiğimiz, futbolla yatıp, kalktığımız mekanımızdı. Ancak, basketbol oynayabileceğimiz en yakın yer, Yıldıztepe idi. Ancak, oraya gitmek pek kolay değildi. Biz de, birbirine paralel iki elektrik direğine tahtadan iki pota yaptırıp, filesiz iki çemberi de üzerlerine çaktırdık; işte size ilk basketbol saham… Mahalledeki tek basketbol topu benimdi; fakat, boyca ortalama olmama rağmen, yaşça hepsinden küçük olduğumdan, genelde beni oynatmazlardı. Maçları kenardan seyretmeye o zaman başladım, anlayacağınız.

5. sınıfın kışındaysa, bir gün Babam ertesi gün Atatürk Spor Sarayı’nın açılışı olduğunu ve Muhafızgücü(Karagücü takviyeli) ile Altınordu’nun açılış maçını yapacaklarını söylediğinde ne kadar sevindiğimi anlatamam. İlk basketbol maçımı seyredecektim. Aslında, bu, Atatürk Spor Sarayı’nın ikinci açılışıydı; çünkü, o geceden birkaç sene önce, ilk defa açılacağının gecesi, koskoca salon çökmüş, tekrar inşa edilmişti. Bir tarafta İlker Esel, İbrahim Ortaç, Birol Öngör Ağabeyler’den kurulu Karagücü takviyeli Muhafızgücü, diğer tarafta da, Nikoliç, Yılmaz Vardaroğlu, Barış Küce, Haluk Tunçeri, Zeki Tosun Ağabeyler’den kurulu Altınordu. Maçın ilk atışını Devlet Bakanı Kamil Ocak’ın yaptığı maçı, uzun süre Altınordu önde götürmesine rağmen, Muhafızgücü kazanmıştı. Maçtan aklımda kalan ise, Barış Ağabey’in, ayakkabılarının yeni cilalanmış parkelerde devamlı kayması sebebiyle, sık sık düşmesiydi. Hayatımın ilk basket maçı buydu.

Ertesi gün ise, Ankara’ya Harlem Globetrotters geliyordu ve Babam bana bu maç için de bilet ayarlamıştı. Ne muhteşem bir duygu… Hava muhalefeti sebebiyle uçağı geciken Harlem’i tam iki buçuk saat beklememize değen bir geceydi. Devre arasında da, 1964 Tokyo Olimpiyat finallerinde karşılaşmış Çinli ile İngiliz’in masa tenisi gösterisi de “kaymaklı ekmek kadayıfı” olmuştu. Artık basketbolu çok seviyordum…

Ulubatlı Hasan İlkokulu’nu birincilikle bitirdikten sonra, Tarsus Amerikan Koleji’nin sınavını kazanıp, Tarsus’un yolunu tuttum. İlkokulu birincilikle bitirdiğimi nasıl belirlediğimi sorarsanız, son sınıf öğrencileri arasında Milliyet Gazetesi’nin ilkokullararası yarışıması için düzenlenen sınavda birinci olmuş ve okulumu o yarışmada temsil etmiştim. O zaman her okul kendi sınavını yapıyordu ve İstanbul Erkek Lisesi’nin de sınavını kazanmıştım ve Babam’ın okuluna gitmeyi çok istiyordum; fakat, Babam, nasıl olduğunu hala hatırlayamadığım bir şekilde, beni İstanbul yerine Tarsus’a gitmeye ikna etti. Tarsus ve basketbol, hayatıma yön veren, beni şekillendiren iki kavram… Birisi okulun ortasındaki asfalt, diğeri de Hazırlık sınıfları ve yatakhanesinin önündeki toprak saha olmak üzere iki basketbol sahamız ve ABD’den gelmiş Wilson, Rawlings ve Spalding  basketbol toplarımız vardı. Hazırlıkların büyük sahada oynamasına pek izin verilmezdi, ama toprak sahamız vardı ya, başka ne isterdik. Her tenefüste potaları topa tutmak en büyük zevkimizdi. Sınıfın ikinci uzunuydum. Tabii ki, futbol devam ediyordu, ama basketbol bir kere kanıma girmişti.

Bu sırada, Babam, ben Tarsus’u kazanınca, Ankara’da Sümerbank Teftiş Heyeti Reisliği gibi, önemli bir görevi bırakarak, bana yakın olmak için, Adana’daki eski görevine dönmüştü. Fabrika’nın ve lojmanların içinde bir futbol sahası, biri toprak, biri beton iki tenis kortu vardı. Tenis kortlarının biraz ilerisinde de, aralarında yılanların yazın cirit attığı, biz çocukların boyunda, otluk bir alan vardı. Benim basketbola olan sevgim, o alanın toprak ama nizami bir basketbol sahasına dönüşmesini sağlamıştı. Artık hafta sonları eve gittiğimde de, basketbol oynayabiliyordum. Tarsus’taki ilk iki sene, futbol, basketbol, voleybol ve yazları da tenisle geçtikten sonra, Orta 2’de ilk resmi maçıma çıktım. Orta 3’ler beni de Ortaokul Takımı’na almışlardı ve Tarsus Lisesi ile ilk maçımız vardı. Takımdaki tek Orta 2 öğrencisi bendim ve saha kenarından seyrettiğim bu ilk resmi maçın devresini 4-2, maçı da 17-11 kazanarak İçel (Mersin) Finali’ni oynamaya hak kazanmıştık. Galiba, kenarda yeterince iyi oturamamıştım ki, Orta 3’ler beni Mersin’deki finale götürmemişlerdi. :=)) Neyse, çok fazla bir şey kaybetmemiştim; çünkü, bizim takım da maçı kaybetmişti… Bu zaman zarfında, okuldaki ana sahada oynamaya da başlamıştık; ama, asfalt olan bu saha, yağmurlardan bütün kum ve ziftini kaybetmiş; ortada yalnızca, büyük taş parçaları kalmıştı. Yaklaşık iki buçuk sene bu şekilde oynuyorduk. Sahanın bu özelliğinin, bana üst seviyede top kontrolü ve kolay burkulmayan ayak bilekleri  kazandırmış olduğunu o günlerde anlamam mümkün değildi.

O yaz, ilkokula başladığım Hayriye Kemal Kusun İlkokulu’nun karşısındaki Gençlik Tesisleri’nde sınıf arkadaşım Yavuz Sökün ile beraber Adana’daki basketbolcu gençlerle maçlar yapar olmuştuk. İkimiz de göze battığımızdan, Adana’nın kulüpleri bize lisans çıkartmak istiyorlardı. Yavuz her nedense, lisans çıkartmak istememişti; ama, ben , Adana Demirspor’da lisans çıkarttım. Hakkı Ağabey, Sezar Ağabey bizlere antrenman yaptırıyor; biz de, o sıralar Basketbol Deplasmanlı 2. Ligi’nde oynayan A takımında oynayacağımız günlerin hayalini kuruyorduk. Artık Orta 3 olmuştuk ve ben ancak 1,69 olmuş, neredeyse hiç uzamamıştım…

8 Yorum var
  1. Ulug | 28 Aug 2010 | 14:25:13

    devamini nerede bulacagiz?

  2. Gökhan Güvenç | 8 Sep 2010 | 23:58:11

    sevgili sinan seni bugünkü maçtan sonra en özel buradan kutlayabilirim diye düşündüm. umarım bu oyunun kalıcı olur. Öyle olacak gibi de gözüküyor. Özverisi ve seni Türk basketboluna kazandırdığı için babana da sonsuz teşekkür. Tabi ki bu meşakkat içinde anneni de unutmamak gerek.
    Sevgiler

  3. yase | 9 Sep 2010 | 12:46:07

    bıyıklı basketbol ekolü :p babanızında basketbolcu olduğunu öğrendikten sonra anladım ki bi şeyler tesadüf değil ,ah şu genler =) ne mutlu sizlere =)
    yazının devamı yok mu acaba ?

  4. betül | 13 Sep 2010 | 00:14:57

    çok süper yaa…
    neyalan söyleyim aslında otobiyografi okumayı pek sevmem ama o kadar eğlenceli yazmışsın ki abd yenilgisine rağmen yüzümü güldürdü…
    -ayrıca çok zekiymişsin maşşallh-

  5. mükerrem üçkardeşler | 14 Sep 2010 | 01:39:58

    sevgili sinan tebrikler ben halanın ortaokuldan arkadaşıyım uzun zaandır ona ulaşmaya çalışıyorum bir türlü ulaşamadım.Senin aracılığınla halana bizden söz edersen memnun olurum.orta okuldan mükerrem,müfide,bengül,safinaz,nurhan.

  6. ufuk gönen | 17 Nov 2010 | 01:16:45

    babamın adı süha gönen bir zamanlar sizinle basket oynamış bir basketbolcu sizi ekranda görünce selam söylemem için ısrar etti. adana demir spordan sühanın selamı var necati amca

  7. nur | 21 Jul 2011 | 23:22:17

    çok güzel bir hikayeniz var…
    gençlere örnek bir insansınız çok tebrik ediyorum.

  8. Efe Aydan | 12 Oct 2011 | 23:20:39

    İşte benim can arkadaşımın basket hayatı.

Yorum yapınız.
Diğer Haberler

Beko Basketbol Ligi play-off yarı finalinde bir kez daha karşılan Banvit ve Anadolu Efes’in mücadelesinden galip ayrılan ekip Anadolu Efes

...

Turkish Airlines Euroleague tarafından Kadir Has Üniversitesi’nde düzenenlenen “One Team” sempozyumunun konuklarından biri de Sinan Güler’di. “Changing Lives For The

...